İnşaat sektöründe yeni şubelerle büyüyecek

İnşaat sektöründe 15`inci yılını deviren Nimeçatı, sektöründeki tecrübesini yeni şubeleriyle pekiştirmeye hazırlanıyor. Yakın zamanda açtığı İkitelli şubesiyle, pazardaki gücünü artıran markanın hedefi Türkiye`nin tüm bölgelerinde büyümek.

Çatı, cephe, yalıtım ve yapı kimyasalları alanında faaliyet gösteren Nimeçatı, inşaat sektöründe gücünü artırmaya odaklandı. Yakın zamanda İkitelli’de 4 bin metrekare bir arazi üzerine şubesini açan firmanın, 2014 yılı yol haritasını Genel Müdür Selçuk Aktepe’den dinledik. 

Çatı ve yalıtım malzemeleri alanında hizmet veren Nimeçatı, ne zaman kuruldu? 

Nimeçatı, 1998 yılında İstanbul’da çatı ve yalıtım malzemeleri alanında faaliyet yapmak amacıyla kuruldu. Bu yıl inşaat sektöründe 15’inci yılımızı bitiriyoruz. Aynı zamanda 2004 yılında kurduğumuz Ondutek isimli firmamızla, inşaat sektörüne uygulama alanında hizmet veriyoruz. Ondutek Teknik Uygulama firmamızla, Nimeçatı’nın satış ve pazarlamasını yaptığı ürünlerin, istenildiği takdirde uygulamasını yapıyoruz.  Sektörde kendini kanıtlamış olan üreticilerin ürünlerini, beş ana faaliyet kapsamında pazara sunuyoruz. Şubelerimiz vasıtasıyla nihai tüketiciye ulaşırken öte yandan söz konusu malzemeleri uygulayan ustalara da hizmet veriyoruz. Ustaların istediği ölçüde ürünlerin teminini, bayiliklerimiz vasıtasıyla sağlıyoruz. Diğer önemli çalışmamız ise 15 yılda oluşturduğumuz alt bayi olan nalbur, inşaatçı, keresteci gibi daha küçük esnafa bayilerimizle ürünlerin teminini sağlıyoruz. Ayrıca projelere de malzeme tedarikinde bulunuyoruz. Projeler bir ya da daha fazla yapı olduğu gibi yüzlerce binaların çatı ve yalıtım malzemelerinin tedarikine yönelik çalışmalarını da kapsıyor. Öte yandan kardeş şirketimiz olan Ondutek Teknik Uygulama şirketimizle, isteyen kurumlara sattığımız ürünlerin uygulama desteğini veriyoruz.

Nimeçatı’nın, çatı, yalıtım ve yapı kimyasalları konusunda sunduğu çözümler neler?

Firmamız, dört ana yapı malzeme grubunun satışını gerçekleştiriyor. Çatı malzeme alanında kil esaslı kiremit grubumuz,  bitüm esaslı levhalarımız, metal ürünlerimiz ve az miktarda olmak üzere beton ve plastik esaslı ürünlerimiz bulunuyor. Diğer ana ürün grubumuz ise yalıtım. Burada ise hem su yalıtımı hem de ısı yalıtımı ve çok az miktarda olmakla beraber yangın ve ses yalıtım malzemeleri alanından oluşuyor. Yalıtım çalışmalarımızı biz su ve ısı yalıtımı olmak üzere iki bölüme ayırıyoruz. Diğer bir konumuzu ise yapı kimyasalları oluşturuyor. Burada birkaç büyük tedarikçinin ürünlerini pazara sunuyoruz.

Yakın zamanda İstanbul İkitelli bölgesinde yeni şubenizi açtınız. Burada nasıl bir çalışma yürüteceksiniz?

Nime Çatı, Zeytinburnu Demirler Sitesi’nde ve Çorlu’da faaliyet gösteriyordu. 2013 yılı içerisinde sektörün gelişimi ve firmamızın büyümesi neticesinde bir yatırım kararı aldık. Bunun içinde İstanbul’un çeşit bölgelerinde araştırmalar yaptık. Bununla beraber İkitelli bölgemizi lojistik ve müşteri ağımız açısından en uygun yer olarak tespit ettik. Burada 4 bin metrekare bir arazi üzerine açık ve kapalı olmak üzere bir şube açtık. Bu şubemizde, ana faaliyet kolumuz olan çatı, cephe, yalıtım ve yapı kimyasalları alanındaki tüm ürünlerimizi yeterli miktarda stoklayabiliyoruz. İhtiyacı olan kurumlara bu ürünlerimizi yeni şubemizden çok çabuk teslim ederek sektördeki büyüme oranımızı artırmayı hedefliyoruz.

Türkiye yakın zamanda gerçekleşen Polat Tower’da çıkan yangınla birlikte, cephe kaplama malzemelerinin yangına karşı dayanıklılığının önemini anladı. Sizce Türkiye çatı ve cephe malzemelerinde güvenlik noktasında sağlıklı bir gelişim gösteriyor mu?

Çatı ve cephe, bir binanın en önemli uygulama alanlarından birisi. Çünkü binanın cephesinde tamamen dış koşullarla mücadele ediliyor. Dolayısıyla çatı ve cephe alanlarında yapılacak olunan çalışmalarda, dışarıdaki koşulların da dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekiliyor. Bu sadece su ve yağmur anlamında değil, keza yangın yönetmeliğinde de çok çok önemli bir unsur. Buradaki en büyük eksikliği ben klasik olarak standartlarımızın çok oturmamasına bağlıyorum. Stantların belirlenmesi noktasında eksiklerimiz var. Çatı ve cephelerin hem tasarımı hem de uygulaması noktasında çok daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor.

Peki gerek çatı ve cephe konusunda gerekse yalıtım alanında doğru çalışmaların yapılıp yapılmadığını kontrol etmek amacıyla denetim mekanizması yeterince çalışıyor mu?

Bana göre denetim mekanizması ülkemizde çok doğru işlemiyor. Birtakım standartlar ve yönetmelikler var, ancak onların ne kadar uygulanıp uygulanmadığını sorgulamamız gerekiyor. Ne yazık ki ülkemizde denetim noktasında eksiklerimiz çok fazla. Artık binalarda ısı yalıtımı zorunluluğu var, ancak ısı yalıtımıyla ilgili yapılan malzemeler gerçekten usulüne uygun bir şekilde üretilmiş mi yoksa sadece yönetmelik de olduğu için mi yapılıyor ve yalıtımda kullanılan malzeme denetlenmiş bir malzeme mi diye irdelemek gerekir. Bunların çok fazla denetlenmediği ve yalnızca yönetmelikte olduğu için yapıldığı kanısındayım. Keza bu durum çatı kaplaması içinde geçerli. Çatıda da sadece dış koşullara dayanıklı bir çatı malzemesi değil, aynı zamanda ısı ve su yalıtımıyla da beraber yapılması gerekiyor. Bu unsurların göz ardı edilerek yalıtım maliyetlerinden tasarruf edilmeye çalışıldığını düşünüyorum.

Deprem bölgesinde yer alan Türkiye için binalarda su yalıtımın yapılması güvenlik açısından büyük önem taşıyor. Ancak yalıtım çalışmalarıyla yeni tanışan ülkemiz inşaat sektöründe, daha çok ısı yalıtımın ön planda olduğu gözlemleniyor. Sizce ülkemizde, ısı yalıtımı kadar su yalıtımın önemi yeterince anlaşıldı mı?

1999 yılında Türkiye’nin yaşadığı Marmara depreminde, başta inşaatçılar olmak üzere nihai tüketiciye kadar bir bilincin oluştuğundan bahsedebiliriz. Bu sebeple su yalıtımında ciddi bir ilerleme kaydettiğimizi düşünüyorum. Bunun artık olmazsa olmaz olduğu biliniyor, fakat su yalıtımı yönetmeliklere çok daha yeni girdi. Kamuoyunda ve sektörün temsilcilerinde belli bir bilinç oluşturduğumuzu, ancak hala çok geride olduğumuzu düşünüyorum. Su yalıtımının kişi başına düşen miktarına bakıldığında, çok daha kat etmemiz gereken bir yol bulunuyor. Yine de su yalıtımında belli bir bilincin temellerini oluşturduğumuz düşüncesindeyim.

Dünyanın en büyük müteahhitleri sıralamasında Türkiye ikinci sırada yer alıyor.  Türk müteahhitlerinin yurt dışında göstermiş olduğu performans, ülkemizdeki malzeme üreticilerini nasıl etkiliyor?

Türk müteahhitlerinin yurt dışındaki inşaat çalışmaları ülkemizdeki malzeme üreticilerini olumlu yönde etkiliyor. Müteahhitlerimizin çok büyük bir bölümü, malzemelerini Türkiye’den götürüyor ve mümkün olduğunca Türkiye’de üretilen malzemeleri tercih ediyorlar. Dolayısıyla müteahhitlerimizin bu yaklaşımı, aynı şekilde ülkemiz çatı ve malzeme üreticilerinin de büyümesine katkı sağlıyor. Nitekim onları bu konuda desteklememiz gerektiğine de inanıyorum. Keza Nime çatı olarak çalışmalarımızın yaklaşık yüzde 2’sini bu müteahhitler aracılığıyla ihraç ediyoruz.

Cephe, bir binanın albenisini artıran en önemli çalışma alanlarından biri. Burada siz mimarlarla nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

Mimarlarla, inşaatın proje aşamasından çok işin uygulama aşamasında bir araya geliyoruz. Faaliyet konumuz gereği de işin yalıtım kısmında bir arada oluyoruz. Bu bazen çatı ve yalıtımın beraber yürütüleceği noktada da oluyor, bazen de sadece yapılacak olunan cephe kaplamanın yalıtım kısmında kalıyor. Firmamız daha çok bu işin projelendirme aşamasından çok satışı, temini ve uygulama aşamasında mimarlar çalışıyor.

Çatı ve cephe konusunda nasıl bir değişim söz konusu?

Ülkemizde artık çatı ve cephe bir binanın en önemli kısmı olduğunun farkına varıldı. Bununla da ilgili daha kalıcı olunacak çözümlere gidiliyor. Özellikle cephenin görsel anlamda da çok büyük bir önemi var. Yalnızca görsel anlamdaki önemi değil, fonksiyonel olması da çok çok önemli. Belki burada fonksiyonellik ve sağlamlık noktasında biraz daha tecrübe edinmemiz gerekiyor, çünkü sektörümüz son on yılda çok büyük bir ilerleme kaydetti.  Avrupa ile karşılaştırmak yapacak olursak görselliğin yanında sağlamlık alanında da ülkemizle bir fark görüyorum. Avrupa’daki birçok yapının uzun yıllar dış koşullara dayanabilecek şekilde imar edildiğini görüyorum. Türkiye’de ise bu daha yeni yeni kazanılıyor. İlk yatırım maliyeti değil, sonraki işletme maliyetini bakım gerektirmeyen yönde çalışmalar yapmamız gerekiyor. Öte yandan çatı sektörünün en önemli sorunu standart dışı üretim ve imalatlarının yapılıyor olmasıdır. Standart dışı üretilen ürünlere karşı denetim yetersiz. Aynı zamanda uygulamanın da standart dışı olduğu kanısındayım. Yeterli tecrübe ve bilgiye sahip olmadan imalat yapılıyor olması sektöre zarar veriyor. Yalnızca sektörün değil inananların da bu konuda bilinçlenmesi gerekir.

Peki bundan sonraki süreçte Nime Çatı, sektörde nasıl bir rol alacak?

Nime Çatı, daha önce bahsettiğim şube yatırımlarına devam edecek. Beş yıllık bir planımız var, bu plan içerisinde İstanbul gibi bir alanda tek hizmet veremeyeceğimizi düşünüyoruz. Bu sayıyı çoğaltacağız ve belki ihtiyaç noktasına kadar üçe ya da beşe kadar çıkartabileceğiz. İmkan olursa da Türkiye’nin diğer bölgelerinde de sektöre hizmet vermek istiyoruz.

Reklamlar
Bu yazı Haber içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s